Üniversite tercih döneminde binlerce genç aynı soruyu soruyor: “Doğru bölümü seçersem başarılı olur muyum?” Belki de daha doğru soru şu: “Seçtiğim bölümde kendime ne katacağım?”
Bu röportaj tam da bunun için var.
Blogda ilk kez Z Kuşağı’ndan bir konuğu ağırlıyoruz. Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme öğrencisi Özge, sadece üniversite okuyan biri değil; aynı zamanda içerik üreten, Erasmus+ ve uluslararası fırsatları araştıran, gönüllülük projelerine katılan ve öğrendiklerini binlerce gençle paylaşan bir üniversite öğrencisi.
Dolu dolu bir üniversite hayatı; sadece derslere girmekten değil, merak etmekten, üretmekten, denemekten, bazen reddedilmekten ve yeniden başlamaktan geçiyor.
Belki Özge’nin okuduğu üniversite ya da bölüm sizin hayaliniz değildir. Ama bu röportajın anlatmak istediği şey zaten bu değil. Önemli olan nerede başladığınız değil; başladığınız yeri, merakınız ve emeğinizle nereye taşıdığınız.

1. Özge, kısaca eğitim hayatından bahseder misin?
Özge: Eğitim hayatım biraz çalkantılı geçti ama bugün dönüp baktığımda iyi ki öyle olmuş diyorum. Samsun’da yaşamama rağmen birkaç kez okul değiştirdim ve bu bana çok farklı çevreler tanıma fırsatı verdi. TEOG’da 480 puan alarak Samsun’un en iyi Anadolu liselerinden birine yerleştim. Daha ilk ayda aslında eşit ağırlık alanında ilerlemek istediğime karar vermiştim. O dönemde Samsun Sosyal Bilimler Lisesi’nin kültürü, yabancı dil eğitimi ve sosyal ortamı beni çok etkiledi. Oraya geçtim ve hayatımın en doğru kararlarından biri olduğunu düşünüyorum. İngilizcemi orada geliştirdim, hazırlık okudum, dehşet münazara yaptım, tiyatro yaptım, etkinliklerde solo türküler söyledim. Tüm bunların yanında taekwondo sporcusuydum aynı zamanda. Son sınıfta ise dershaneye gitmek yerine akademik başarısıyla öne çıkan özel bir okula geçtim. Bugün baktığımda tüm bu süreç farklı ortamlara uyum sağlamayı ve kendimi sürekli yeniden inşa etmeyi öğretti.
2. Influencer olmaya nasıl karar verdin?
Özge: Aslında hiçbir zaman “Ben influencer olacağım.” diye başlamadım. Hatta eskiden bana biraz uzak gelen bir kavramdı. Ben sadece tükettiğimden daha fazla üretmek istedim. İnsanlarla bağ kurmayı çok seviyorum ve paylaşılan deneyimlerin anlam kazandığına inanıyorum. Üniversite hayatımı, yaşadığım zorlukları ve yurt dışı fırsatlarını paylaşmaya başladım. Sonra insanlar Erasmus projelerine benim sayemde başvurduklarını, ilk kez yurt dışına çıktıklarını anlatmaya başladılar. O noktada sadece içerik ürettiğimi hissettmedim. Gelen mesajlardan anladım ki, aynı zamanda insanların hayatında küçük de olsa bir kapı açıyordum. Bu his hâlâ en büyük motivasyonum.
3. Ne tür içerikler üretiyorsun?
Özge: Üniversite hayatımı, öğrenci fırsatlarını, Erasmus+ ve gönüllülük projelerini, seyahat deneyimlerimi ve içerik üreticiliği yolculuğumu paylaşıyorum. Bunun yanında bazen tamamen kendi hislerimi, başarısızlıklarımı ya da kafamı kurcalayan konuları da anlatıyorum.
4. Seni kimler, neden takip ediyor?
Özge: Beni çoğunlukla öğrenciler takip ediyor ama bunun yanında çalışanlar, ebeveynler ve hatta çocukları için bilgi almak isteyen aileler de var. Ortak noktaları ise hayal kurmaları. Benim içeriklerimde insanlar mükemmel bir hayat değil, gerçek bir yolculuk görüyor. Sanırım bu yüzden bana kolayca güvenebiliyorlar. Çok fazla “Senin sayende başvurdum.” ya da “Cesaret buldum.” mesajı alıyorum. Bu benim için sayılardan çok daha değerli.
5. Influencer olmanın en iyi ve en zor yanları?
Özge: En güzel tarafı etki yaratabilmek. Hiç tanımadığınız birinin hayatında gerçekten fark oluşturabiliyorsunuz. Bir mesaj bazen bir insanın hayatındaki yönü değiştirebiliyor. En zor tarafı ise sürdürülebilirlik. Sosyal medya sürekli üretim isteyen bir alan. Birkaç gün uzak kaldığınızda algoritma da bunu hissediyor. Yaratıcılığı sürekli canlı tutmak bazen gerçekten zor olabiliyor.
6. Influencer olmak isteyen kişiler için tavsiyelerin var mı?
Özge: Öncelikle bunu sadece takipçi kazanmak için yapmamalarını öneririm. Çünkü uzun vadede sizi ayakta tutacak şey görünürlük değil, anlam duygusu oluyor. Bir de eleştirilmeye hazır olmak gerekiyor. Herkes sizi sevmeyecek. Eğer başkalarının yorumları sizi kolayca yıkıyorsa bu süreç çok yorucu olabilir. En önemlisi ise içeriklerinin kitlesini seç. Senin içeriklerini yakınların için üretmeyeceksin. O yüzden yakınlarının veya tanışlarının etkişelim vermemesine takılmamalısın. Sabırlı olmak ve düzenli üretmeye devam etmek ise işin en önemli kısmı.
7. Z Kuşağı için “tek bir kariyer” fikrinin geçerliliğini koruduğunu düşünüyor musun?
Özge: Pek düşünmüyorum. Dünya çok hızlı değişiyor. Birçok genç aynı anda hem tam zamanlı çalışıyor, hem içerik üretiyor, hem de farklı gelir kaynakları oluşturuyor. Bence artık tek bir meslek yerine çok yönlü olmak daha gerçekçi. Özellikle uzaktan çalışma sayesinde insanlar dünyanın farklı yerlerinden yaşayarak üretmek istiyor.
8. Birden fazla ilgi alanına sahip olmak avantaj mı yoksa dikkat dağıtıcı mı?
Özge: Bence ikisi de olabilir. Birden fazla ilgi alanı sizi daha yaratıcı yapıyor çünkü farklı alanlar birbirini besliyor. Ama hiçbirine emek vermeden sürekli yeni şeylere atlamak da ilerlemeyi zorlaştırıyor. Önemli olan meraklı olmakla odaksız olmak arasındaki farkı anlayabilmek.
9. Bugün gençler iş seçerken maaş, esneklik, anlam ve gelişim fırsatları arasında nasıl bir öncelik sıralaması yapıyor?
Özge: Herkes adına konuşamam ama kendi çevremde gördüğüm şey şu: Anlam arayışı hiç olmadığı kadar güçlü. İnsanlar sadece maaş için çalışmak istemiyor. Esneklik, gelişim fırsatı ve kendini ait hissedebileceği bir kültür de en az maaş kadar önemli hale geldi. Özellikle uzaktan çalışma fikri bizim kuşağın çalışma anlayışını tamamen değiştirdi.
10. “Başarılı kariyer” tanımının son yıllarda nasıl değiştiğini düşünüyorsun?
Özge: Eskiden başarılı kariyer daha çok unvan ve şirket ismiyle ölçülüyordu. Bugün ise etki yaratabilen insanlar bana daha başarılı geliyor. Bir öğretmenin milyonlarca insana ulaşması ya da bir içerik üreticisinin insanların hayatını değiştirmesi bana en az büyük bir şirket yöneticisi kadar değerli geliyor. Başarı artık sadece bulunduğun pozisyon değil, dokunabildiğin insan sayısı.
11. Sosyal medya ve içerik üreticiliği geleneksel kariyer anlayışını nasıl etkiledi?
Özge: Sosyal medya görünürlüğün önemini tamamen değiştirdi. Çok iyi işler yapıyor olabilirsiniz ama bunu kimse bilmiyorsa etkisi de sınırlı kalabiliyor. Bugün kurumlar, belediyeler ve hatta devlet kurumları bile insanlarla kısa videolar üzerinden iletişim kuruyor. Bence görünür olmak gösteriş yapmak değil asla. Yaptığınız işi insanlara ulaştırabilmek demek.
12. Bundan sonrası için senin hayalin nedir?
Özge: Hayalim, üniversite hayatımı, yurt dışı deneyimlerimi ve fikirlerimi hikâye anlatıcılığıyla milyonlarca insana ulaştırırken gençlerin dünyayı daha büyük hayal etmesine ilham olmak. İçerik üreticiliğini sosyal etkiyle birleştirerek uluslararası projelerde, konferanslarda ve markalarla çalışmak istiyorum. Farklı ülkelerde yaşamaya, öğrenmeye ve üretmeye devam ederken uzun vadede sosyal politika ve gençlik alanında çalışmayı hedefliyorum. İnsanlara, doğdukları yerin hayallerini belirlemek zorunda olmadığını gösterebilirsem, bunu gerçek başarı olarak görürüm.
Özge, samimiyetin ve deneyimlerini tüm gerçekliğiyle paylaştığın için teşekkür ederiz.
Bugün birçok gencin hayalini kurduğu bir öğrencilik hayatı yaşıyorsun; üretiyor, seyahat ediyor, uluslararası projelerde yer alıyor, yeni insanlarla tanışıyor ve bunları kendine saklamak yerine başkalarının da aynı fırsatlara ulaşabilmesi için paylaşıyorsun. Umarız bu yolculuk, daha fazla gence cesaret verir ve “Ben de yapabilirim.” dedirtir.
İş Başa Düştü olarak bundan sonraki yolculuğunu da ilgiyle takip edeceğiz. Yolun açık olsun!
Bu röportajlar da ilginizi çekebilir!