Y nesli başarılı Türk gençlerle röportajlarım devam ediyor. Onları tanıdığım için kendimi şanslı hissediyorum. Deneyimlerini ve hikayelerini ilham vermeleri için yararlı olması amacıyla sizlerle paylaşıyorum. Blogun ikinci yılında bu röportaj için sevgili arkadaşım Cem Eltutar’a teşekkür ediyorum.

1) Cem, kısaca okuyucularım için eğitim ve iş yaşamı geçmişinden bahseder misin? Şimdiki girişimini de anlatır mısın?

Cem Eltutar: Senle ilk kez tanıştığımız Saint Joseph lisesindeki eğitimime yine beraber gittiğimiz Koç Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği bölümünde devam ettim. 2011 yılında Erasmus programı ile yine beraber İsviçre’ye, Ecole Polytechnique Federale de Lausanne’a gittik. Şimdi düşününce fark ediyorum ki eğitim hayatımızın 10 senesini beraber geçirmişiz. Koç Üniversitesi’nden sonra İngiltere’ye, Cranfield Üniversitesi’nde Otomotiv Mühendisliği üzerine yüksek lisans yapmak için geldim. Şu an ise yine İngiltere’de Royal College of Art’da Otomobil Dizayn Tarihi üzerine doktora eğitimimi sürdürmekteyim.

Doktora eğitimimle beraber son 1 senedir Londra’da bir finans şirketinde çalışmaktayım. Finans sektörünü sevdiğimi söyleyemeyeceğim, ancak bugün kendi şirketinizi kurma kararı verdiğinizde finans ve ekonomi eğitiminin veya bu sektördeki bir iş tecrübesinin çok yardımcı olacağını belirtebilirim. Daha öncesinde Japonya’da iş makineleri ve vinçler üzerine yaptığım mühendislik çalışması ise diğer iş tecrübem.

Şu anki girişimimin adı ise Creoqode. Tek bir cümle ile özetlersek, Creoqode insanlara eğlenceli yoldan kodlamayı öğretmeyi amaçlayan bir teknoloji şirketi. Kendi geliştirdiğim portatif bir oyun konsolu olan Creoqode 2048, kullanıcılara kendi video oyunlarını yaratma şansı tanıyor. Ayrıca oyun konsolunda kullanılan geliştirme kartı sayesinde kullanıcılar istediği her türlü sensor ve elektronik cihazı 2048’e takarak oyun konsollarını kişiselleştirip çeşitli özellikler ekleyebiliyor. Bu şekilde kullanıcılar eğlenirken aynı zamanda donanım ve kodlama hakkında da çok çeşitli bilgiler ediniyorlar ve tüketmeye değil üretmeye yöneliyorlar.

Kodlama ile üniversite hayatımın ilk yıllarında tanıştım ve önemini keşfettim. Bugün aklınıza gelebilecek her sektörde, otomotivden bankacılığa, inşaattan ürün tasarımına kadar her iş alanında kodlamaya çok büyük bir ihtiyaç duyuluyor. Ancak endüstrideki bu önemli ihtiyacı karşılayacak sayıda ve kalitede insan ne yazık ki bulunamıyor. Creoqode 2048 insanlara daha genç yaşlarda programlama algoritmalarını eğlenceli yoldan öğreterek kodlamaya karşı olan karmaşık ve zor gibi olumsuz ön yargıları da ortadan kaldırmayı ve daha çok kişiyi kodlama eğitimine yöneltmeyi amaçlıyor.

2) Londra’da yüksek lisans yapmaya nasıl karar verdin? Sonrasında her şey nasıl gelişti?

Bir İngiliz klasik ve spor otomobil tutkunu olarak İngiltere’ye gelmekteki ilk amaçlarımdan biri Mclaren, Lotus ya da Aston Martin’de otomotiv mühendisi olarak kariyerime başlamaktı. Bu amaca yönelik ilk adım ise İngiltere’deki en iyi mühendislik okullarından biri olan Cranfield Üniversitesi’nde otomotiv üzerine yüksek lisans yapmaktan geçiyordu. Ancak eğitimim boyunca yaptığım fabrika ve otomobil firması gezilerinde kurumsal bir şirketin bana istediğimi kısa zamanda veremeyeceğini keşfetmeye başladım. Aynı otomobil üzerinde 500’den fazla mühendisin çalışıyor olması her bireye düşen görevin boyutunu oldukça küçültüyor. Ben ise bir projenin küçük bir ayrıntısında görev almaktansa çok daha kapsamlı bir şekilde incelemeyi ve geliştirmeyi çok seviyorum. Belli bir ürün üzerinde çalışırken tasarımdan malzeme seçimine, üretim tekniğinden fiyat analizine, reklam videosundan satış stratejisine kadar her alanla ilgileniyor olmaktan büyük keyif duyuyorum. Kendi şirketimi, Creoqode’u, kurmaktaki esas motivasyonum da burada sanırım.

Başta da söylediğim gibi kodlamaya her zaman ilgi duydum. Bir sorunu, durumu veya amacı bilgisayara anlatmak için çeşitli algoritmalar oluşturuyor olmak çok keyifli. Aynı görev için yaratılan kodun, düşünme tarzına göre her kişi tarafından farklı bir algoritma ile yazılabiliyor olması da bana en zevkli gelen kısımlardan birisi. Buna karşılık birçok kişi hala kodlamanın ne olduğunu bilmiyor, sevmiyor ya da gereksiz olduğunu düşünüyor. Ne yazık ki buna bir çok mühendislik öğrencisi de dahil. Bu kodlama eğitiminin eksikliğinden ve yanlış öğretiminden kaynaklanıyor. Buna karşılık, İngiltere’de iki sene önce kodlama ilkokul ve ortaokul müfredatında yerini aldı. Creoqode 2048 ile bu eğitimin bir parçası olmayı ve genç bireylere erken yaştan kodlamayı sevdirmeyi amaçlıyorum. Bu girişim için İngiltere’nin doğru ülke olduğuna inanıyorum.

Otomobil tutkuma ise doktora yaparak devam ediyorum. Ancak bu noktada doktorayı kariyere giden bir patika olarak değil, daha çok profesyonel bir hobi olarak görüyorum. Bu kadar ilgili olduğum ve sevdiğim bir konu hakkında, insanların ileride referans alacağı bir kitap ortaya çıkarmak ve literatüre katkıda bulunmak beni çok sevindirecek. Royal College of Art, tasarım konusunda dünyanın en önde gelen üniversitesi. Böyle bir kurumda bu araştırmayı yapıyor olmaktan çok mutluyum.

 3) Londra’da yaşamak, çalışmak nasıl?

Londra’daki yaşamı iki kelime ile tanımlayacak olursak bunlar dinamik ve kozmopolit olurdu. Dünyanın her yerinden insanın eğitim ve iş amacı ile geldiği bir yer Londra. Bazen bir İngiliz’le karşılaşmak kolay olmayabiliyor. Çalışma hayatı her büyük şehirde olduğu gibi yoğun, ancak bu çalışma hayatının içinde dünyanın her yerinden insanlarla tanışıyor olmak ödüllendirici de olabiliyor. Uluslararası bir network yaratmak için en ideal yerin Londra olduğuna inanıyorum. Bunun dışında refah düzeyi çok yüksek bir şehir Londra. Bunun bir sonucu olarak şehrin merkezi bir metropol olmasına rağmen çok güvenli ve huzurlu. Büyük bir şehirde böylesine huzurlu hissetmek ve hiç bir zaman tedirgin olmamak çok büyük bir lüks. Ayrıca bütün nüfusu kaldıracak kadar sağlam bir altyapısı var. Şehirdeki düzen hiç aksamadan saat gibi işliyor. Sonuç olarak Londra’da yaşamın mutlu, düzenli ve bir o kadar da hareketli olduğunu söyleyebilirim.

 4) Bu deneyimin sana neler kattığını düşünüyorsun?

İngiltere’ye geleli tam 3 sene oldu. Bu 3 sene bana eğitim, iş hayatı ve insan ilişkileri gibi birçok konuda tecrübe kattı. Kendi ayaklarınız üzerinde yabancı bir ülkede, başka bir kültürün içerisinde yaşıyor olmak kendinizi dünya vatandaşı olarak hissettiriyor. Bu tecrübeyi edindikten sonra dünyanın neresine giderseniz gidin bir hayat ve düzen kurabileceğinizi biliyor olmak insana çok büyük bir özgüven ve güç veriyor. İngiltere’deki bu yaşam tecrübesinin buradan aldığım bir eğitim diplomasından çok daha önemli ve değerli olduğuna inanıyorum.

5) Girişimci olma hayali kuranlara ne önerirsin? Tavsiyelerin var mı?

Bugünlerde girişim ve start-up kelimeleri gündelik konuşma dilinin bir parçası haline geldi, ancak insanlar bir girişimin ne denli kritik bir süreç olduğunu bazen tam anlayamıyor. Bir girişimde bulunma kararı cesaret, kararlılık ve iyi bir araştırma gerektiriyor. Cesaret gerektiriyor çünkü kendi yarattığınız bir fikrin arkasından, muhtemelen yıllarınızı vereceğiniz yeni bir yola başlıyorsunuz. Kararlılık gerektiriyor çünkü bir girişimin sağlam ayaklarla yere basması ve ödüllendirici olması zaman alabilir. Girişiminizdeki küçük dalgalanmaları ve engelleri bir başarısızlık olarak değil, başarıya giden adımlar olarak görmelisiniz. İyi bir araştırma gerektiriyor çünkü bir girişim başarılı olmak için fark yaratmalı ve doğru zamanda doğru kararlar vermeli. Bu üç faktörden birisinin eksikliği girişimi kolaylıkla başarısızlığa sürükleyebilir. Bununla beraber, iyi bir fikir bu üç faktörle birleştiğinde ise başarısızlık için öngörülebilen hiçbir neden kalmaz.

6) Girişimci olup, kendi işini kurmak pek çok gencin hayali, bundan sonra senin yolculuğun nereye? 

Creoqode olarak öncelikle İngiltere gibi kodlama eğitiminin önemini iyi kavramış ülkelere odaklanacağız. Sonrasında ise güçlü ortaklarla birleşerek Creoqode’un kodlama eğitimine yoğunlaşan uluslararası bir teknoloji şirketi olmasını sağlayacağız. Bu amacın arkasından yolculuğa devam edeceğim ve umuyorum ki zamanla Creoqode’un adını daha çok duymaya başlayacağız.

Kendi işini kurmak isteyenler için ise ilk önerim gerçekten inandıkları, arkasında durabilecekleri bir fikir sahibi olmaları. İnandığı bir fikri olan herkes iyi bir iş planı ve kararlılık ile bu hayallerini gerçekleştirmeyi denemeli. Unutmayın ki etrafta gördüğünüz her başarı hikayesinin ilk adımı öncelikle deneme kararı almaktan geçer.

Cem sana bu heyecanlı ve keyifli yolculuğunda başarılarının devamını diliyorum =)

Cem’in bu başarısı webrazzide’de de paylaşıldı, okumak isterseniz tıklayın.

osimdiexpat_2
Cem ve Ece öğrencilik yıllarında, Koç Üniversitesi 2013

1 thought on “O Şimdi Expat 2: Londra’da Bir Türk Girişimci – Cem Eltutar

Leave a Reply